Geçişler/Noktalama İşaretleri ile Anlam Yaratmak

Televizyon veya filmde anlam yaratmada en etkileyici yöntemlerden birisi de “noktalama işaretleri“nin kullanılımıdır. Geçişlerin herbiri ayrı bir anlam taşırlar ve programa pek çok katkıda bulunurlar.

Cut/Kesme

Kurguda en çok kullanılan yöntemdir çünkü doğru olarak yapıldığında doğal bir etki verir. Gösteriye akıcılık kazandırır. Hareket, ses ya da konu akışında uygun bir neden yoksa kullanılmamalıdır. Örneğin, televizyon programında (söyleşi) bir konuk ve bir sunucu olduğunu farz edelim. Birinin konuşması bitince diğerine kesme yapılır. Aynı mantıkla, tepki çekimi de yapılabilir; izleyenlerin reaksiyonları yakalanır. Tepki, kesme yapmak için geçerli bir sebeptir. Kesme ile izleyicilerin sıkılmaması, akışın dinamik olması sağlanır.

Başka bir örnek; haber bültenlerinde canlı yayına olay yerinden bir muhabirin ya da başka stüdyodan bir konuğun bağlanması sırasında görülebilir. Soru soran spiker ve cevaplayan kişi arasında kesmeler yapılarak durağan bir hava oluşması engellenir. İzleyici dikkatini konuşan kişiden başka bir yere vermez. Konuşanın sözü bitmeden kesme yapılmamalıdır. Aksiyon haberleri veya polisiye haberlerde de kesme kullanılmaktadır. Bu tercih, haberin türünden kaynaklanmaktadır.

Mix/Dissolve/Zincirleme Geçiş

İzleyici zamanda ve mekanda aynı anda değişiklik olduğunu algılar. Örneğin, magazin programlarında, stüdyodan görüntüye ya da görüntüden stüdyoya geçişte kullanılabilir. Yumuşak bir geçiş yapılmasını sağlar.

Bir çekimden diğerine geçerken, birinci görüntü yavaş yavaş yokolur; ikinci görüntü yavaş yavaş belirginleşir. Bir anlığına, iki görüntü üst üste biner.

Fade in- Fade Out / Kararma ve Açılma

Program bölümleri arasında bir ayrım yapılacağı zaman kullanılır. Çok uzun zaman geçişlerini ve mekan değişikliklerini algılamamızı sağlar. Kararma bir bölümün sonunu ifade eder, açılma ise yeni bir bölüme başlarken kullanılır. Aynı zamanda dram, uyuma-uyanma ifade eder.

Jump Cut / Sıçrama Kesme

Jump cut‘ta açı ve mesafe önemli ölçüde değişmektedir. Her kesme belirsiz(izsiz) olmak zorunda değildir. Jump cut’ta pek çok filmde olduğu gibi kesmeler saklanmaz, böylece seyirci gereksiz ayrıntıları görmekten kurtulur ve zaman kaybı olmaz. Jump cut ile zamanda ve mekanda pek çok geçiş yapılabilir.

Bu geçişle, figür sabit kalırken arka plan değişebileceği gibi, arka plan sabit kalırken figür de değişebilir. Bu durumlar, sırasıyla mekanda ve zamanda atlama olduğunu gösterir.

Match Cut / İzsiz Kesme

Jump Cut’ın antitezidir diyebiliriz. Bir görüntüden diğerine geçişi mümkün olduğunca izsiz-fark ettirmeden (seamless) yapmamızı sağlar. Match cut, obje eylem üzerindeyken yapılırsa, dikkat eyleme odaklanacağı için, seyirci 2. karede biten eylemi takip edecek, geçişi fark etmeyecektir.

Match cut, bir karakter etrafına bakarken kullanılabilir. Oyuncu, bir şeye bakarken kamera yeni bir görüntüye kesme yani cut yapar. Bu çok doğal bir geçiş olur çünkü her şeyi karakterin gözünden görmüş oluruz.

Match cut, açıyı ve mesafeyi değiştirmek; böylece görüntüdeki fazlalıkları engellemek için kullanılabilir. Televizyon programlarında da match cut’a rastlıyoruz. Örneğin, bir şarkıcının şarkı söylerkenki görüntüsünden stüdyodaki bir demet çiçeğe kesme yapılıyor, daha sonra şarkıcının seyircilerin arasında  dolaştığını görüyoruz. Böylece akış bozulmadan kesme yapılmış oluyor.

Subliminal Cut / Bilinçaltı Kesme

Subliminal cut, çok kısa sürede gerçekleşen bir kesmedir. Bir görüntüden diğerine kesme yapılır, sonra ilk görüntüye geri dönülür, Görüntü saniyeden daha kısa bir sürede gösterilir; çoğu izleyici gördüğünün farkına bile varmaz. Fakat görüntü dolayısıyla verilen mesaj bilinçaltıyla anlaşılır.

Reklamlarda, Hollywood filmlerinde ve hatta çizgi filmlerde kullanılan subliminal mesajlar, kimi ülkelerde yasaklanmıştır.Subliminal mesajlar, Fight Club, The Exorcist, Kuzuların Sessizliği gibi filmlerde, Aslan Kral, Alaaddin’in Sihirli Lambası gibi çizgi filmlerde, Camel, Coca Cola, Pepsi gibi markaların reklamlarında, Times dergisi gibi bilinen dergilerde ve pek çok politikacı (Örneğin ABD başkanı Bush) tarafından seçim propagandalarında kullanılmıştır. 25. kare kuralı olarak da bilinen “subliminal mesaj” (subliminal message) kavramını araştırınız.

Cross Cut / Paralel Kurgu

Ayna anda, farklı yerlerde gerçekleşen pek çok farklı sahnenin öncesini ve sonrasını keser. Kamera, sahneler arasındaki ilişkiyi göstermek için pek çok perspektif kullanır. Bu aynı zamanda öykünün dramatik etkisini de arttırır. Paralel kurguyu daha da etkili ve ilginç hale getirmek için, sahnelerden birinin hızıyla da oynanabilir. Bir sahne; örneğin bir adamın vurulması, yavaş çekimde gösterilirken, diğerleri normal film zamanında gösterilebilir.

Rocky filminde Rocky ve Apollo’nun antrenman stillerindeki kontrastı vurgulamak, Batman filminde de Joker’in dansı ve Batman’in dövüşünü göstermek için cross cut‘lar kullanılmıştır. İyi, Kötü ve Çirkin’de kamera yürüyen askerler ve silahını hazırlayan Clint Eastwood arasında cross cut yapar. Yang, Yin Yin adlı filmde cross cut kullanarak farklı zaman ve mekanları gösteriyor. “Tarih, kendini tekrar eder.” mesajı veriyor. Flashbacklerde de cross cut kullanılabilir.

Freeze Frame / Donmuş Kare

Gizemli ya da duygusal bir etki yaratmak ya da filmleri sonlandırmak için kullanılır. Son kare dondurularak görüntü üzerine yazılar bindirilir. Örneğin, dizinin sonunda; “15. bölümün sonu.” yazar. Bazen de dizilerin tanıtımının gösterilmesinin ardından son kare, örneğin “Yakında bu kanalda” yazısıyla dondurulur.

Look At / Anlamlı Bakış

Look at, çerçeve dışında bir yere bakan oyuncu ile başlar. Kamera, bakılan objeye cut yapar. 3. hareket olarak da kamera oyuncunun reaksiyonunu gösterir. Look at, birbirinden yüzlerce kilometre uzakta olan oyuncu ve objenin, seyirci tarafından aynı fiziksel alandaymış gibi algılanmasını sağlar.

Bu teknikte, görüntülerin sıralınışı çok öenmlidir. Look shot ve emotional shot‘ı değiştirerek sahnenin duygusal anlamını değiştirmek mümkündür. Örneğin, 1. sahmede mutlu görünen bir sürücü görürürüz. 2. sahnede, yolun kenarında, kaza yapmış olan harap durumundaki bir araba görürürüz. 3. sahnede, sürücünün reaksiyonunu görürürüz. Eğer, sahnelerin sırasını değiştirirsek; kaza yapmış arabayı görene kadar gayet üzgün olan ve kazayı görünce mutlu olan bir adamla karşılaşırız. Bu ilginçtir çünkü, filmin uzunluğu değişmez (footage) fakat sıra dolayısıyla anlam tamamen değişir.

Multi-Take/Çoklu Kesme

Farklı açılar ve mesafelerden görüntülenen, defalarca tekrar eden tek bir eylemin görüntülenmesini ifade eder. Sahneye dramatik etki katar. Filmde önemli bir olay olduğunda kullanılır. Bu yöntem kullanılmazsa, eylem çok çabuk gerçekleşecek ve seyirci bunu fark etmeyebilecektir. Yavaş çekim kullanmak da bir çözüm olacaktır fakat multi-take de önemli bir alternatiftir.

Multi-take‘e güzel bir örnek; Olağan Şüpheliler’de kahve fincanının düşmesi ve bunun farklı açılardan defalarca gösterilmesidir. Terminatör 2: Yargı Günü’nde, Terminatör’ün şeytani terminatörün donmuş bedenini paramparça etmesi de multi-take’e örnek olarak gösterilebilir.

Bu yöntem magazin programlarında ya da haber bültenlerinde kullanılabilir. Vurgulanmak istenen görüntü multi-take ile üst üste gösterilir. Örneğin, güvenlik kamerasınca kaydedilen trafik kazası anının ana haber bülteninde defalarca gösterilmesi. Ya da, bir magazin programında, karşısındakine bardak fırlatan ünlünün bardağı atışının defalarca vurgulanması. Özellikle magazin programlarında çok fazla multi-take örneği bulmak mümkündür. Hatta bu yöntem seyircide bıkkınlık uyandırmaya başlamıştır. Kurgucu, kısa fakat çarpıcı bir görüntü varsa, haberin süresini uzatmak için de multi-take’i kullanmaktadır.

Cut Zoom in/ Yakınlaşan Kesme

Durağan bir çekimi pekiştirir, daha etkileyici hale getirir. Seyirciye, kısa süre içinde bir şeyler olacağını hissettirir. Genelde 3 basamaklıdır. 1. Çok uzak çekim. 2. Uzak çekim. 3. Yakın Çekim. Bu tekniğin 2 çekimli versiyonu da vardır.(Genel çekimden yakın çekime.)

Die Hard 2 (Renny Harlin, patlamadan hemen önce uyduya cut zoom yapar.), 5. Element, 2001: Bir Uzay Destanı (Hal’ın gözüne cut zoom) filmlerinde örnekleri vardır.

Cut Zoom Out / Uzaklaşan Kesme

Cut zoom in‘in zıttıdır. Kamera, her kesmede konudan daha da uzaklaşır. Çekim düzeni şu şekildedir:

1. Yakın Çekim 2. Genel Çekim 3. Çok uzak çekim.

Her karede, mesafe bir öncekinden çok daha fazladır. Bir şeyin en fazla ne kadar uzaktan görülebileceğini ya da duyulabileceğini gösterir. Uzaklık arttıkça, çaresizlik, yalnızlık, terk edilmişlik duygusu artar. Uzaklık arttıkça olayların geri döndülemez şekilde karakterin aleyhine geliştiği düşünülür. Örneğin Matrix filminde kameranın şehirden cut zoom out’laması bu anlamı iyi bir şekilde vurgulamaktadır. Dancer in the Dark filminde de uzaklaşan kesmeler benzer duyguları yansıtmaktadır.

Montage Sequence / Montaj Dizisi

Fade, cut, dissolve gibi tekniklerin birarada kullanılması sonucu farklı görüntüler birleştirilerek bir süreç, bir dönem, bir olayın aşamaları hakkında bilgi verilir. Örneğin; Rocky filminde Rocky’nin büyük dövüş için antrenman yaptığı sahneler (koşması, mekik çekmesi, ağırlık çalışması…) montage sequence‘dır. Böylece, karakterin farklı görüntülerini izleyen izleyici, sürekli ve düzenli bir çalışmanın varlığını görecek, disiplin duygusunu algılayacaktır. Başka kullanımlarda ise, montage sequance izleyiciye birtakım olayların perde arasını gösterir. 2 farklı karakter için kullanılıyorsa karşılaştırma olanağı verir.

Jump Cut Sequence / Sıçrama Kesme Dizisi

Montage Sequence’ın bir türüdür. Burada, jump cut’lar kısa bir zaman dilimi içinde gerçekleşen benzer eylemleri göstermek için kullanılır. Montage Sequence’dan farkı, kameranın tek bir sahne veya karaktere odaklanmasıdır. Örneğin, Rocky’de Rocky’nin farklı çalışma biçimlerini örneklemiştik; jump cut sequence’da ise, örneğin 1. Rocky kum torbasına yumruk atar, 2. tekme atar, 3. zıplar.

Jump cut sequence, karakterin eylemlerine enerji katar. Sahnenin hızını arttırır, seyircinin dikkatinin dağılmasını engeller. Karakterin, eylemlerine odaklanarak seyirci tarafından daha güçlü algılanmasını sağlar.

Split Screen / Kelebek

Ekran ikiye bölünerek aynı anda 2 sahnenin gösterilmesidir. Örneğin “when harry met sally” filminde 2 sevgilinin telefonla görüşmesinde split screen kullanılır.

Diyalog içerisinde olan 2 kişinin yüz ifadelerinin, mimiklerinin, jestlerinin eşzamanlı olarak takip edilmesini sağlar. Kişiler birbirlerini göremezler, dolayısıyla örn. Biri diğerine yalan söylüyorsa bunu gözlerinden anlamaları mümkün değildir. Fakat seyirci anlar ve karakterden önce bir gerçeği öğrenebilir. Bu da ilerleyen sahnelerde bir şeyden haberi olmayan karakter adına streslenmesine, heyecanlanmasına sebep olacaktır.

Split Screen ile gösterilen karakterler, birbirleriyle konuşmuyorlarsa, seyirci olayların bu kişileri buluşturacağını tahmin eder, yani iki karakter arasında bağlantı kurar. Aynı mantık, split screen ile gösterilen iki mekan için de geçerli olabilir. (Seyirci 2 mekanın bir şekilde birbiriyle bağlantısının olduğunu/olacağını düşünür.)

Televizyonda split screen, “kelebek” olarak tanımlanmaktadır. Örneğin bir haber bülteninde, kelebek ile muhabir ve spikeri aynı anda görebiliriz. Ya da, örneğin, bir magazin programında kullanılan kelebek ile 2 oyuncunun/mankenin/şarkıcının karşılaştırması yapılabilir.

Sub-Clip / Alt Sahne

Kesme yapmadan, yeni bir çekim göstermeyi sağlar. Seyirciye bilgi verir. Örneğin, karakterin aradığı şey cut ile gösterilmektense sub-clip ile gösterilir.

Superimposition / Bindirme

Televizyonda en çok tanıtma yazılarının görüntü üzerine bindirilmesinde kullanılır. Bir konuşmacı üzerine tanıtma yazısı bidrilirken bel çekim ya da omuz çekim gibi uygun bir çekim ölçeği kullanılmalıdır. Bu şekilde, programın kimliği hakkında seyirciye bilgi verilir.

Reklamlarda da kullanılır. Görüntü üzerine yazı ya da slogan bindirilerek mesajın izleyicinin aklında yer etmesi amaçlanır. Haber bültenlerinde haberin flaşı spiker eya görüntü üzerine bindirilebilir.

Televizyon dizileri, filmleri ya da sinema filmlerinde bindirme, bir sahneye destekleyici bir görüntü eklemektir. Sahne yarısaydam bir görüntüyle kaplanır. Sahnenin atmosferine duygusal bir boyut katar. Örneğin, bir karakter aşık olduğu sevgilisini düşünürken superimposition ile sevilen kişinin yakın çekim görüntüsü eklenebilir. Bu, seyircinin aşık olunan kişiyi görmesini ve aşık olan karakteri daha iyi anlamasını sağlar. Seyircinin merakını giderir. Superimposition ile gösterilen kişi ilerleyen sahnelerde seyricinin karşısına çıkabilir ve böylece ilk sahnede açılan çember kapatılabilir.

Korku filmlerinde, doğaüstü varlıklar -korkutanlar- superimposition ile gösterilebilir. Bazı sahnelerde, yalnızca seyirci görür ve karakter adına endişelenir. Bazılarında karakterler de görür. Karakterin psikolojik durumundaki bozuklukları anlatmak için de kullanılabilir.

Geçmişten bugüne olay zincirlerini anlatmak için de kullanılabilir. Örneğin, 1.görüntü; oyuncak davulunu çalan bir çocuk 2.görüntü; -superimposition- ünlü bir baterist.(Çocuk yıllar içinde ünlü bir baterist olmuştur.) Veya fakir bir ailenin zengin olmasını anlatmak için; küçük evlerinin üstüne büyük malikane görüntüsü bindirilebilir.

Örneğin, Neighbors (Buster Keaton, 1920) filminde konuyla ilgili güzel bir örnek vardır. Filmde, superimpositionbindirme sayesinde, karakterin bir konuyla ilgili ne düşündüğünü onun ağzından duymadan da anlayabiliyoruz. Bir anlamda, bilinçaltında düşüncelere dalmış olan karakteri rahatsız etmeden düşüncelerine ortak oluyoruz. (Filmde, gelinin babası kızının evliliğini onaylamıyor. Babanın elindeki yüzüğe hiç değer vermediğini elinin üstüne bindirilen ucuz eşyalar satan dükkan görüntüsüyle ifade ediliyor.)

Camera Snap / Fotoğraf Kesme

Thelma ve Louise filminde 2 kadın kendi fotoğraflarını çekerken camera snap – fotoğraf kesme kullanılmıştır. Bu kesmede, izleyici, çevreyi kamera lenslerinden görüyor, karakter düğmeye bastığında – fotoğraf çekme sesini duyuyoruz. Görüntü bir an donuyor, sonra gerçeklik yeniden başlıyor.

Polisiye filmlerinde, kaçan-kovalanan kişinin izinin bulunduğunu bu sayede anlayabiliriz. Camera snap – fotoğraf kesme sahneye, gizem katar çünkü kimin, ne için fotoğraf çektiğini bilmeiz ve karakter adına kaygılanırız. Aynı zamanda, camera snap – fotoğrafta kesme her şeyin göründüğü gibi yolunda gitmeyeceğini, bir şeylerin planlandığını ve düzeni bozacak bir şeylerin olacağını gösterir.

Camera snapfotoğraf kesme, komedi filmlerinde sahnedeki mizah etkisini arttırmak için de kullanılabilir.

Photo to Scene / Fotoğraftan Sahmeye Zincirleme

Bu geçiş türünde, bir karakter bir fotoğrafa bakarken, sahne fotoğraftan; aynı açı ve uzaklıkla gerçeğine dönüşür. (Zincirleme/Dissolve olur.)

Örneğin, Lost dizisinde Desmond’un Pen ile çekilen fotoğrafına bakarken kendini o günde bulması photo to scene‘dir.

İmpact Flash, Flashed Cut, Flashed Jump Cut / Etkili Flaş / Flaşlı Kesme / Flaşlı Sıçrama Kesme

Bu geçiş türü, sahneye farklı bir etki katar. Özellikle reklamlarda ve kliplerde, izleyicinin dikkatini çekmek, farkındalığını sağlamak için tercih edilir. Flashed Cut‘ta, flaştan sonra yeni bir görüntü görürürüz. Bazı olayları görmeden algılamamızı sağlar. Jump cut‘ı vurgulamak için de kullanılır. Örneğin; 1. İki adam bir başka adamı dövüyorlardır. Arka planda bir araba görürüz. 2. Flashed Cut 3. Dövülen adamı bagaja koyuyorlardır. Ayrıntıların değil sonucun önemli olduğu durumlarda kullanılabilir.

Cheat Cut / Aldatıcı Kesme

Meet Me in St. Louis” (Yönetmen: Vincente Minelli, 1944) filminde Cheat Cutaldatıcı kesme kullanılarak 3. planda telefonun arkasındaki duvar kaldırılıyor. Bu odadaki atmosferin duygusal yoğunluğunu göstermek için kullanılan bir yöntem. Böylece telefonla yapılan konuşmanın sıradan bir konuşma olmadığını, odada bulunan herkesi etkileyen ve ilgilendiren bir konu olduğunu anlıyoruz. Aynı zamanda, konuşma sonucunda telefonla konuşan kişinin karşısındailer, ona cephe alabilirler veya pimanlık duyup onu affedebilirler. Aldatıcı kesme ile grup ve telefonla konuşan karakter arasındaki duy akışı gösteriliyor.

Bu yöntemin popüler bir televizyon dizisi olan Avrupa Yakası’nda, Sütçüoğlu Ailesi’nin evi olarak kullanılan mekanda sık sık uygulandığını görüyoruz.

İris / Çember

Çizgi filmlerden aşina olduğumuz bu geçişin, çemberin açılması (iris out) ve çemberin kapanması (iris in) şeklinde iki türü vardır. İris‘te, detaylar yavaş yavaş verilir. Seyirci parçaları birleştirmeye ve bütünü kafasında canlandırmaya çalışır. Merak duygusunu arttırır. Beklenenin zıttı bir görüntü ortaya çıkabilir. Sahnenin etkisini arttırır. Ortaya çıkan görüntü komik de olabilir, dehşet verici de.

Günümüzde televizyon programlarında iris, sadece daire şeklinde değil, programın türüne göre farklı şekillerde kullanılmaktadır. Örneğin bir magazin programında kalp şeklinde iris yapıldığını görebiliriz.

Wipe / Silinme

Dinamik, sert ve dikkat çekici bir geçiştir. Aksiyon, macera filmlerinde kullanılır. 2 görüntü arasında bağlantı kurulmasını sağlar. Kurosawa’nın Seven Samurai filminde, wipe –silinme– olayları bir anlatıcının sözleriyle değerlendirmemizi sağlıyor. O odadaki biriymişiz gibi hissediyor, anlatılanlar ve görüntüler arasında doğrudan bağlantı kuruyoruz.

Arena programında da sık sık wipe kullanıldığını gözlemliyoruz. Örneğin gelecek bölüm tanıtımlarında yukarıdan aşağıya doğru yapılan wipe ile izleyicinin dikkati çekilmeye ve heyecan uyandırılmaya çalışılıyor.

Kaynak: Televizyonda Görüntü Düzenlemesi (Yazar: Aybike Serttaş)

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.